Posta Kutusundaki Mızıka’dan Bir Başka Mektup

Sevgili Dost,

Bir şehrin en güvenilir yeri sence neresidir? Şehrin neresinde kendimizi güvende hissedebilir, mızraklardan ve oklardan emin olabiliriz? Yalnız paltomuzu değil, zırhımızı ve sadağımızı da bırakacağımız kapı hangisidir? Hangi pencere açıldığında rüzgarı bizi üşütmez. Hangi merdiven çıkıldığında yormaz kalbimizi?

Sevgili Dost,

Bir şehrin en güvenilir yerinin hastaneler olduğunu söyledi bir doktor arkadaşım. “Çünkü savaşta bile hastaneler bombalanmaz. (Savaştan savaşa değişir yeni şahit olduk…) İçinde beyaz önlüklü insanlar dolaşır; gözlerin perdelerini çeker, kalplerin tıkanıklığını açarlar. Siz yüzlerinin asıklığına aldırmayın, ‘altın gibi’ kalpleri vardır.” dedi. Bende ona bir hikaye anlattım:

“Adamın biri gidip, son zamanlarda gözlerinin dışarı fırladığını ve kulaklarını da devamlı uğuldadığını söyleyerek doktordan yardım istemiş. Doktor adamı muayene ettikten sonra ciddi bir eda ile başını sallayıp, bademciklerinin alınması gerektiğini söylemiş. Adam bademciklerini aldırmış; fakat bunun bir faydası olmayınca başka bir doktora gitmiş. Bu doktor ise adama bütün dişlerini çektirmesini söylemiş. Adam bütün dişlerini çektirmiş ama ne gözlerinin patlaklığı geçmiş ne de kulaklarının uğultusu dinmiş. Bunun üzerinde adam üçüncü bir doktora görünmeye karar vermiş. Bu doktorlar 6 aylık ömrü kaldığının söyleyince adam çok üzülmüş. ‘Madem ki yakında öleceğim, bari o vakte kadar krallar gibi yaşamalıyım,’ demiş. Gıcır gıcır son model bir araba almış, üniformalı bir şoför tutmuş, şehrin en iyi otelindeki bir daireye yerleşmiş, en lüks terziye yirmi takım elbise diktirmiş.Hatta gömleklerini bile bir gömlekçiye sipariş etmiş. Gömlekçi, ‘Kol 16, yaka 34’ diye ölçülerini alırken, adam, ‘Yaka 33′ diye düzeltmiş. Gömlekçi tekrar ölçüp ’34’ diye ısrar edince adam: ‘Ama ben hep 33 yaka giyerim’ demiş, Bunun üzerinde gömlekçi omuz silkip: ‘Siz bilirsiniz, ama ben sizi uyarıyorum 33 yaka giymekte devam ederseniz, gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar,’ demiş.”

Sevgili Dost,

Gardiyanlık yapan bir arkadaşımsa bana bir şehrin en güvenilir yerinin, hapishaneler olduğunu söyledi. Yüksek duvarlar, dikenli teller, parmaklıklar ve kilitler mahkumları koruyormuş. Aslında mahkumlar şehrin en seçkin insanlarıymış. Diğer insanlara göre suç gibi görünen fiiller aslında hayatın tabii bir parçasıymış. Bu sözleri üzerine gardiyan dostuma da şu hikayeyi anlattım:

“Yalnız yaşamaktan bıkan bir çiftçi şehre gitti, bir kız bulup evlendi; karısını, tek atlı arabasına bindirip çiftliğinin yolunu tuttu.

Yolda atın ayağı takılıp düşer gibi oldu. Çiftçi: ‘Bu bir!’ dedi. Biraz sonra at yine tökezledi. Çiftçi: ‘Bu iki!’ dedi ve yola devam ettiler. Az sonra zavallı at, aynı şekilde ayağı sürçüp sendeleyince çiftçi: ‘Bu da üç!’ deyip tabancasını çekerek hayvanı vurdu.

Yeni gelinin aklı başından gitti. ‘Seni gidi kalpsiz!’ diye bağırdı ve kocasına şiddetli bir tokat attı.

Kocası sesini çıkarmadan bir süre onu süzdü ve; ‘Bu bir!’ dedi.”

Sevgili Dost,

Bir şehrin en güvenilir yeri, sence kütüphanelerdir. Çünkü kitaplar seslerini yükseltmezler. Bu yüzden kütüphanelerde derin bir sessizlik vardır. Sonra kitaplar tozlarını üzerimize üflemezler. Bu yüzden elbiselerimiz hep beyaz kalır, değil mi?

“What is this?”

Bir ingilizce kitabının sorusuna, “Fazla oluyorsun!” değil, “This is a book” denir. “Bu bir kitaptır”. Ne kitap!

Sevgili Dost,

Oldu olacak, sana da bir hikaye anlatıyım:

“Adam yağmurlu bir günde ıslanmamak için bir yer ararken kütüphaneye girdi. Taş masalarda çalışanların arasından geçip ağır ağır taş rafa doğru yürüdü. Üstleri oyma resimlerle süslenmiş, tahta kapaklarından zincirle duvara tutturulmuş bir cildi dikkatle raftan aldı. Taş sıraya oturdu. Cildi dizlerine koydu. Tahta kapağı açtı. Gözleriyle bile örselemekten korkarcasına bir huşu içinde papirüs üzerine elle yazılmış bir metni okumaya başladı:

– Bir şehrin en güvenilir yeri sence neresidir? Şehrin neresinde kendimizi güvende hissedebilir, mızraklardan ve oklardan emin olabiliriz?”

Sevgili Dost,

Ben bir şehrin en güvenilir yerinin neresi olduğunu biliyorum.

Sen de biliyorsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s