Steelheart, Brandon Sanderson

steelheart

Tereddütle aldığım bir kitabın kendine hayran bırakması hakkında bir yazı olacak birazdan yazacaklarım. Bir dostumla kendimize kitaplar belirleyip aynı anda okuma gibi projelerimiz sonucu ağımıza takılan, ikimizinde bilmediği, yazarın başka kitaplarını da okumadığımız fakat fantastik bilim kurguya duyduğumuz abartılı merak ile almayı gözümüzün yediği bir kitaptı. Bu vesileyle aldık, okuduk, ikimizde bayıldık.

Tabi okumaya önce arka kapaktan başlayan insanlar olarak klasik X-Men vari epikler, mutantlar gibi bir hikaye anlatıldığı hatasına düşecekken yazının devamında Tolkien’in yegane mirasçısı Robert Jordan’ın fena halde ün yapmış Zaman Çarkı serisinin son kitabını yazması için Brandon Sanderson’ı bizzat kendisi ölmeden evvel seçmiş olduğu ifade ediliyordu. Vay, vay, vay dedim içimden. Tolkien fantasyanın kadim imparatoru ve Robert Jordan’da bu yolun yolcusu. Sadece bu kadar ünlü bir yazarın son kitabını yazması değil bence mesele olan, esas mesele extra-ordinary bir hayal gücüne sahip bir adamın (Robert Jordan’ın) ayrı bir dünya kurması ve bu kuram üzerinde 12 tane kalın kalın kitaplar yazması. Kendi evrenin efendisi bir yazarın kitaplarının devamını yazmanın ve finali yapmanın ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Tabi bir yandan Zaman Çarkı üzerine çalışırken boş durmamış kendi kitaplarını da yazıp yayınlamaya başlamış. Ciddi yetenek var. Türünde sayısız kez best-seller seçilip, ödüller almış. Brandon Sanderson’ın bir röportajında okumuştum, Zaman Çarkı serisinin finalini bitirdiği gün şunları söylemiş:

“Bugün uyandığımda üzerinde çalışacağım bir Zaman Çarkı kitabı yoktu.”

Bir parça tuhaf bir adam olduğunu düşünürken tamamen sıra dışı olduğunu kabul ettiğim nokta kitap yazmakla alakalı kendi kurallarını sitesinde yayınladığını gördüğüm zamandı. Sanderson Fisrt LawSecond LawThird Law isimli 3 kuralını 3 ayrı makalede özetlemiş. Tüm bunlar yanında dilimize çevrilmiş çok az kitabı var yazarın ve çoğu da farklı yayın evi ve çevirmenden oluşuyor. Yayın evlerinin saçma politikaları kar-zarar üzerinden gittikçe daha çok yazar ve kitap telef olur. Neyse.

Bir yazar hakkında bu kadar laf etmek adetim değildi hiçbir zaman ama ben bu kitabın yazarına hayran kaldım cidden. Kitaplarda çoğu kez kahramanı sever herkes, az sayıda ama değerli bir kısım sağlam yan karakterleri sever, bazıları kitapta aktarılan derin duyguları sever, kimi sonlardaki aksiyonu, kimi başlardaki bilinmezi, kimi kitabın içindeki dünyayı sever. Ben bu kitapta ne kahramana (kahraman yok bence bu kitapta), ne yan karakterlere, ne aksiyona, ne duygu seline, ne de kitapta geçen dünyaya hayran kaldım. Yapboz parçaları gibi oluşturdukları o bütün olay örgüsüydü ilgimi çeken. Ve tabi ki süper kahramanlara bakış açısı da tartışılmaz kitabın en vurucu noktası.

Kitabın esas dilindeki kapak resmi

Kitabın esas dilindeki kapak resmi

3 kelime ile Brandon Sanderson’ı özetle deseler ilk kelimelerim Ayrıntı Adamı olurdu. Olay, gidişat, kurgu falan zaten kusursuz bir de bunların arasına sıkmadan, bunaltmadan serpiştirdiği ufak ayrıntılar beni benden aldı. Ciddi emek sarfetmiş. Bildiğin araştırma yapmış. Sanki hem işletme, hem mühendislik okumuş, ileri derece Fizik ve Kimya dersi almış. Emeği tebrik edip, piyasada bulduğum diğer kitaplarını da sipariş ettim. Bilemiyorum benim beğendiğim kadar ünlü olur mu ama şu devirde film endüstrisinin el atmadığı kitaplar insanların dikkatini çekemiyor ne yazık ki.

Arka kapaktaki tanıtım yazısı:

Dünyanın üstüne çöken felaketin gökyüzünde belirmesinin üzerinden on yıl geçmişti. Sıradan insanlar değişmeye başlamış, süperkahramanları andıran Epiklere dönüşmüşlerdi. Ama Epikler halkın dostu değildiler. O muhteşem yeteneklerini, güç için kullanıp insanları sömürüyorlardı.

Kimse Epiklerle savaşamazdı… Asiler hariç. Asiler bir grup sıradan insandı ve hayatlarını Epiklerin zayıf noktalarını bulup onları yok etmeye adamışlardı. David Asilere katılmak istiyordu. Çünkü Steelheart’ı istiyordu: yıllar önce babasını öldüren yenilmez Epik’i. Bunu uzun zamandır beklemiş, planlar yapmış, dünya üzerindeki tüm Epiklerle ilgili bilgi toplamıştı.

Şimdi harekete geçme zamanıydı. İntikam zamanı…

 Alıntılarım:

“-Motorun üzerinden ayağa kalkarak, gözlerimi yüz tonluk ölüm makinesine dikip tetiği çektim. Enerji dalgasının helikoptere isabet etmesiyle kokpit ve içindeki pilot anında buharlaştı. Bir an için Epiklerin hissettiğini sandığım gibi bir hisse kapıldım. Kendimi tanrı gibi hissetmiştim.”

“- Steelheart’a ulaşmak için her türlü araçtan yararlanmak zorundaydım. Ahlaki bakış açılarını kafaya takmaktan yıllar önce vazgeçmiştim. Böyle bir dünyada kimin ahlaki değerler için vakti vardı ki?”

“- İnsanlar nadiren birbirlerini öldürmek ister David. Sağlıklı bir insan zihninin yapısında böyle bir temel yoktur. Çoğu durumda insanlar birilerini öldürmekten kaçınmak için ellerinden geleni yapar. “

 

 

Deatpoint

Deatpoint

Steelheart bankayı ve tüm şehri çeliğe çevirirken

Steelheart bankayı ve tüm şehri çeliğe çevirirken

Son söz olarak diyeceğim odur ki Hardcover Fiction, Ağır Bilim Kurgu ve Fantastik Dünya hayranı iseniz kaçırmayacağınız bir kitap. Kaçırmamanız gereken.

2 responses to “Steelheart, Brandon Sanderson

  1. Fantastik aşığı biri olarak bence kitap açlık oyunlarını(ben okurken sıkılmıştım) ve geri kalan tüm kitapları sollar.Ve bence kitaplar bir an önce çevrilmeli

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s