Çaresiz bir aşık, Vefasız bir yar, Kalplerde yeşeren yegane çiçek, LALE

fotoğraf

Aylardan şubat ve mevsimlerden kışken soğuktan üşümüş ve uyuşmuş kalplerde sıcacık bir meltem eser, rengârenk tomurcuklar açar, ılık bir sevgi belirir lale soğanları satanların sokağından geçerken. Rengi nasıl olacak, ne zaman açacak, nasıl bakılacak gibi sorular sorarlar şehirliler lale soğanlarını seçerken. Hesap kitap yapılır, makul bir fiyatla soğanlar alınır tabii kurnaz satıcılar bakım adı altında vitaminli toprak, mineralli sprey satmaya çalışır hele müşteri genç bir hanımefendiyse renkli renkli saksılar, şeker şeker sulama kapları ve bir sürü ıvır zıvırı meydana döker. Yapılan alış-veriş ne olursa olsun kalplerdeki heyecan ateşi eve gelene kadar bir gram sönmez.

Kapıyı sabırsızca açan eller her şeyi bir kenara fırlatıp doğruca balkona koşar. Alınan toprağı, saksıyı ve soğanı bir araya getirip kendi mucizesini oluşturma zamanıdır artık. Biraz amatör, biraz şaşkın geçen 2 saatin ardından üst baş kirlense de yaptığı işten aldığı hazla bakar eserine. Şeker şeker kabıyla azıcık da suladıktan sonra her şey tamamdır. Saksıyı alıp odasının baş köşesine koymayı ister gönül, lakin talimatlar kesindir, soğuk kış günlerini atlatmadan bir lale ılık bahar aylarına ulaşamaz. Özenle bakılan lale saksıları pencerelerin önlerindeki yerlerini alırlar oysaki çetin geçen İstanbul kışında pencerede durup eserini incelemek pek mümkün değildi. Pencere kapanır. Kalorifere kolunu dayar. Düşüncelere dalar da gider bu şehrin insanı. Laleyle arasında giren saydam maddeden hoşlanmasa da başka çaresi yoktur. Herkes yerinde kalmalıdır.

Camın önünde uzun bekleyişine bırakılan soğanlar yalnızlığı sever. Soğuk havalarda esen şehirlinin kalbinden gelen sıcak meltemler lale soğanlarına hiçbir zaman ulaşamaz. Başka bir talimat daha engeldir. Laleler suyu sevmez, lütfen sürekli sulamayın. Kalp sevmek ister, ilgilenmek ister, bakmak, konuşmak, dokunmak ister. Fakat lale soğuğu sever, lale yalnızlığı istemekte, lale aceleye gelmez, lale ilgiden hoşlanmaz. Oysa ne düşüncelerle almıştı laleyi. Kendini ona adamış, sevgisini ona bahşetmişti. Tek taraflı aşkın çilesi gün geçtikçe daha da artmaya başlamıştır. Acaba sulama vakti geldi mi? Belki küçük bir filiz vermiştir? Ne zaman çıkar acaba? gibi deli ötesi sorularla canı sıkılmıştır insanın. Umutları azalmış, bazı günler aklından bile çıkmıştır pencere önünde bekleyen sevdiği. Tüm bu meşakkatli günler siyah topraktan yeşil bir filizin görünmesiyle tatlı bir sevince dönüşene kadar hayat şehirli için hem zor, hem de soğuktur.

Beklenen gün geçtikten sonra hayat biraz daha normale döner, sıcak meltemler esmeye devam eder soğuk kalplerde, havalar da biraz daha sakinleşmiş, sert rüzgârlar suratları dövmeyi bırakmıştır. Her gün uğranır pencere önüne. O gün yapılanlar anlatılır. İlk fotoğraflar çekilir. İlk anılar ve hatıralar böylece başlar. Artık lale yalnızlığı istememektedir, gün yüzüne çıkıp kendini ifşa etmiştir zaten. Soğuk nevale tavrından bir anda ani dönüş yapıp sevdiğinin gözüne batarak sevgiyle ve ilgiyle büyümek ister, gözlerin aradığı ilginin merkezi olmak ister. Lalenin nazları tatlılıkla kalpleri yoğurup şekil verip bir güzel mayalanmaya bırakır, yavaş yavaş. Gönül, sevdiğine karşı tüm umudunu kaybetmişken meydana gelen mucizeden büyük bir ders almış, beklentileri en aza indirip, maşuktan gelen kötek olsa ne olur moduna girdiği için sıkıcı nazlar ve zamansız cilveler adeta kaçıp kovalama oyununa dönmüştür. Velhasıl ikinci bölümde, nazlı maşuk ve sabırlı âşık hikâyesi sürüp gider ta ki büyük güne kadar.

Resim

Buradan çekene selam olsun😉

Kendi elleriyle seçmişti, toprağına dikmiş, özenle sulamış, başlarda her gün olmasa da sürekli yanına gelip ona bakmış, bazen dertlerini paylaşmış bazen sevincini anlatmış, yalnız gecelerde yanında ağlamış ve geçen süre de tüm kalbiyle bağlanmış olduğu sevgili lalesi bir gün sabah onu harika bir sürprizle uyandırır. Ne çabuk vakit geçmişti, nasıl aylardan Nisan, mevsimlerden bahar olmuştu. Soğuk ve sert rüzgârlar son bulmuş, aynı lalenin kalbinde estirdiği sıcacık meltemler gibi esintiler pencereden yüzüne doğru üflenir, biraz gıdıklar biraz okşar olmuştu. En muhteşemi ise uzun yeşil yapraklara sahip lalesinin sonunda tomurcuklarının arasından pembe yapraklarını göstermeye başlamasıydı. Alırken pembe bir lale hayal etmiş miydi, istediği ve seçtiği renk bu muydu artık önemi yoktu. Sonunda kavuşmuştu, her şey mutlu sona ermiş, bekleyiş bitmişti. Flaşlar patladı, en güzel pozu yakalamak için lalesini şekilden şekle soktu şehrin insanı. Sevdiği lalesini birkaç gün etrafındaki herkese gösterdi, sohbetlerinin merkezi haline getirdi, karşılaştıklarını fotoğraf yağmuruna tuttu.

Coşkulu geçen bir iki gün sonrasında, âşık ile maşuk baş başa kalmış, gözlerden uzak pencere önlerindeki sakin hayatlarına dönmüşlerdir. Pembe tonunun en etkileyicisine sahiptir lale. Tek ve biricik olmanın sonsuz mutluluğu yaşar. Bir dal, bir yaprak ve bir çiçektir lale. Ve bir de şehrin insanının sıcak kalbi. Karşılık bulan platonik aşkı laleyle beraber büyüyüp serpilmiş, kalbine hükmeder hale gelmiştir. Güne beraber başlayıp, güneşe beraber veda ederler, sonra beraber ayı selamlayıp, beraber yıldızları seyrederler. Şehrin insanı için bir kaçamak, bir dinlenme, yargılanmadan, itilip kakılmadan sevmenin diğer adıdır lale. Aslında tüm çiçekleri sevsek de biz şehirliler için İstanbul için lalenin yeri her daim ayrı ve farklı olmuştur. İstanbul’a bağlanır gibi bağlanır, İstanbul’u sever gibi severiz ve İstanbul gibi bakarız lalelerimize. Dört bir yanda dolanır da bir tutam lale ararız. Üçüncü bölüm de böyle geçer; aptal âşık, uyanan maşuk, mutlu bir hikâye…

Resim

Her şey iyi güzel giderken, hesapta olmayan, düşünülmeyen, fakat hep bilinen bir gerçekle yüz yüze gelir şehirliler. Bahar daha bitmemiş, Nisan daha geçmemiştir ki fırtınalar gibi devam eden aşkları sessiz sedasız son bulmuştur. Bir gece esen hafif rüzgâr kopmaya yüz tutmuş pembe yaprakları yerinden çekip alır, kendine katar, gittiği yerlere savurur. Sararmış yeşil dalı boynunu bükmüş, büzülen yaprağı iyiden iyiye solmaya başlamıştır lalenin. Ne olmuştu birden bire. Neden böyle bir kayıp veriyordu oysaki her istediğini yapıp gözü gibi bakmıştır ona. Suyunu zamanında vermiş, güneşi en iyi alacağı yere koymuş, sabah akşam onunla konuşmuş kendince pozitif enerji yaymıştır. Hiçbir sebep yokken, ortada suç ve suçlu yokken, kötü söz söylenmemiş, incinen bir kalp olmamışken yitirilen bir aşk, belki de bağlılık, şehirlinin kalbini paramparça etmeye yetmiştir.

Deryalar büyüklüğündeki sevgisi kalbinden taşarken boş ve manasız kalmak yürekleri çok yormuştur. Sessiz isyanların söylenmemiş sözleri gibi içine oturan bir acı, bir siyah nokta büyümeye, serpilmeye, kalbi ele geçirmeye başlar. Sevgi, duyulmayan çığlıkların acı feryatları gibi karanlıklardan beslenen nefrete dönüşür. Verilen sözlerin asla tutulmayacak yeminleri olacaktı artık. Sıcacık esen meltemlerle giderilen yalnızlığının siyahlar içinde kalması, güneşten sonra bakılan yerler gibi, aynı güneşin insanın gözünü alıp sonrasında hiçbir şeyi görmemesi, hiçbir şeye odaklanamaması gibiydi. Bahar ayında ısınan kalbini soğuk kışa geri döndüren hain nefret duygusu, kin ile ittifak kurup, buzullara sürgün etmişti kalpleri.

Karar verildi. Bir dahaki bahara tekrar bu tuzağa düşmeyecekti. Asla bir lale soğanı alıp, ona sırları anlatıp, bağlanmayacaktı. Kışken baharı yaşamaya kalkarsan baharın da kışa döner, diye düşündü. Bağlılık yeminlerini tutamayan, bir ömür onun yanında kalamayan, ona verdiği sevgisini bir gece rüzgârla takas eden laleye ihtiyacı yoktu. Birkaç günlük haz için kalbini bir çiçeğe açmaya, onu sevmeye hiç gerek yoktu. Küsmüştü tüm lalelere. Kırgındı artık hepsine. Her bahar lalelerle şenlenen şehirde penceresinin önü hep boş kaldı. Yoldan geçerken parklardaki, durakların kenarlarındaki ve yabancı pencereler önündeki lalelere baktı özlemle. Uzaktan. Sessizce. Gizlice. Ama bir daha hiç lale almadı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s