İpler, Çimenler, Kabuklar ve Kağıttan Kentler , JOHN GREEN

fotoğraf 2

Son zamanlarda yazdığı etkileyici kitapla, Aynı Yıldızın Altında eseriyle, şöhreti tüm dünyaya yayılmış genç bir yazar olan John Green esasında kardeşiyle beraber Youtube’da Vlogbrothers adında video serisi kurmuş ve kitaplarından önce 3 milyon insana bu şekilde ulaşmıştır. New York Bestseller kitaplarının edebi yönlerinin yavan ve kuru olmasından, boş saatleri doldurmaya yarayan, kısa süreli maceraya atılıp geçici adrenalin şokuna maruz bırakan ve pazarlamaya yönelik zırvalıklardan gına geldi. Sürekli aynı şeyi tekrarlayıp belirli metaforların etrafında dönen hikayeler ise tam bir zaman kaybı. Duygulardan, düşüncelerden, edebiyattan ve sanattan uzak, oradan oraya koşturulan, olay örgüsünde kaybolan kitap okur-yazarlığı aldı başını gidiyor fakat birçok insan giderek klasikleri özlemeye başladı ve nostaljiyi. Bende bir hanımın giydiği kıyafetten gökyüzünün halinin betimlendiği Dante eserlerini veya mahlası Saki olan H.H.Monro’nun yazım tarzını ve alaycı, sert cümleleriyle dolu kitaplarını özlüyorum… Neyse bir vesileyle, hayal kırıklığı ile karşılaşmamak umuduyla 3-4 ay önce John Green’in Kağıttan Kentler adlı kitabını temin ettim çünkü biraz umudum vardı, bir önceki kitabı (Aynı Yıldızın Altında) 5 üzerinden 3’lük bir skora sahipti gözümde. Yani boş zamanlarında oku.

Böylece okumaya başladım eseri, başlardaki Amerikanvari liseleri, öğrencilerin şiddet ve kinleri, ergen gerisi pislik tarzı davranışları gözümü korkutsa da Margo adlı genç bir kız sayesinde okumaya devam edebildim. Margo kitapta ismi en çok geçen fakat cismi bundan pek nasibini almamış bir karakter. Margo bir metafor, insanların önce düşündüğü sonra peşinden koştuğu. Margo bir yaşam tarzı, kaçık, maceracı ve yalnız. Margo bir ekol, hayran ve dost olup, düşman olmaktan korkulan. Ama ben kitabı bitirdiğimde Margo’nun sadece bir yanılsama ve illüzyon olduğu kanaatindeydim. Abartılmış, süslenmiş ve sahte makyajlar ardında gizlenmiş ama hep bizden biri olmuş.

Margo ile başlayan hayranlık Quentin’in bilge sözleriyle son buluyor. Quentin’in bir nevi bilgeliğe ulaşma macerası, Leyla ile Mecnun misali. Margo ile başlayıp Margo’suz biten bir hikaye.

Olumsuz taraflarına rağmen bu kitap bana 2 önemli şey kattı. Birincisi, kağıttan kentler hakkında araştırma yapıp, dünyada bunun gibi onlarca harita üzerinde olup gerçekte olmayan kentler, semtler, beldeler olduğunu öğrendim. İki boyutlu, kimsenin yaşamadığı, bir dikili taşın olmadığı yerler… Bilmediğimiz ne çok şey var. İkincisi Quentin’in İPLER ve ÇİMENLER en sonda ise KABUKLAR üzerine kurduğu metaforların farklı bakış açılarıyla analizi yeni bir pencere açtı zihnimde.

Resim

Kitapta en sevdiğim yer ipler, çimenler ve kabuklar hakkındaki konuşma idi ve sonradan farkettim ki yazar da kitabı bu şekilde bölümlere ayırmış

Kağıttan kentler yani paper towns diye bilinen yerlerden Agloe kitapta bahsedilen bir kasaba. Burası hakkında yazılan yabancı bir yazının başlığı şuydu, An imaginary town becomes real, then not. Özetlersek; İki harita yazarının baş harflerinin anagramıyla isim kazanan ve haritalarda yerini alan bu yer başlangıçta yoktu. Daha sonra bunun fark eden bir vatandaş buraya aynı isimde bir market açmış. Aradan geçen yıllar marketin kapanmasına sebep olup gene kâğıttan kent ünvanını kazanıp kimsenin yaşamadığı bir yer haline gelmiş.

Quentin’in sözleri hakkında eleştiri, yorumlama ve yargılama yaparak cümlelerin ahengini bozmak istemiyorum. Bence herkes okuyup kendi payına düşeni almalı.

Belki ipler kopar, belki gemilerimiz batar ya da belki biz çimeniz… Köklerimiz birbirine o kadar bağımlı ki, biri hala hayatta olduğu sürece kimse ölü değil. Metafor kıtlığı çekmiyoruz, demek istediğim bu. Fakat hangi metaforu seçeceğin konusunda dikkatli olmalısın çünkü bu önemli. Eğer ipleri seçiyorsan, o zaman tamir edilemez derecede kopabileceğin bir dünya hayal ediyorsundur. Eğer çimeni seçiyorsan, hepimizin karşılıklı olarak birbirimize son derece bağlı olduğumuzu söylüyorsundur, o zaman şu kök sistemlerini yalnızca birbirimizi anlamak için değil, aynı zamanda birbirimiz haline gelmek için de kullanabiliriz. Metaforların saklı anlamları var.

İpleri seviyorum. Hep sevdim. Çünkü öyle hissediyorum. Ama ipler, acının, olduğundan daha ölümcül görünmesine neden oluyor sanırım. İplerin bizi inandırdığı kadar dayanıksız değiliz. Ve çimeni de seviyorum. Çimen beni sana getirdi, seni gerçek bir insan olarak hayal etmeme yardımcı oldu. Ama biz aynı bitkinin farklı filizleri değiliz. Ben sen olamam. Sen de ben olamazsın. Başka birini iyi bir şekilde hayal edebilirsin… Ama asla tamamen kusursuz olmaz.

Belki önceden söylediğin gibi, hepimiz çatlayıp açılıyoruz. Sanki her birimiz su geçirmez bir kabuk olarak yola çıkıyoruz. Ve bir şeyler oluyor… Birileri bizleri terk ediyor, sevmiyor, anlamıyor ya da biz onları anlamıyoruz ve kaybediyoruz, başarısız oluyoruz ve birbirimizi incitiyoruz. Ve kabuk bazı yerlerinden çatlayıp açılmaya başlıyor. Yani evet, kabuk bir kere çatladığında, son kaçınılmaz oluyor. Osprey’in içine yağmur yağmaya başladığında, asla tadilat yapılmayacak. Ama çatlakların açılmaya başladığı an ile parçalandığımız an arasında çok zaman var. Ve ancak o zaman birbirimizi görebiliriz çünkü kendi çatlaklarımızın arasından dışımızdakileri ve başkalarının çatlakları arasından da onların içini görüyoruz. Ne zaman birbirimizi yüz yüze gördük? Sen benim çatlaklarımın içini, ben de seninkilerin içini görene kadar değil. Ondan önce, sadece birbirimizin fikirlerine bakıyorduk, pencerendeki jalûziye bakıp içeriyi hiç görmemek gibi. Ama kabuk bir kere çatladığında ışık içeri girebiliyor. Işık dışarı çıkabiliyor.

Resim

Kitabın girişinde yer alan son cümle; Gizemli şeyleri belki de o kadar seviyordu ki onlardan biri haline geldi

2 responses to “İpler, Çimenler, Kabuklar ve Kağıttan Kentler , JOHN GREEN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s