Japonya’da Bir Garip İnsan Vol.2

Waseda Uni.

Waseda Uni.

Japonya hatıralarıma bir hafta ara verdikten sonra zihnimin derinliklerindeki anıları tekrar canlandırmanın vakti geldi. En son 21 Temmuzda Kamakura’ya yaptığımız geziyi anlatmıştım. Büyük Buda ve bir sürü Shintoism tapınağı falan vardı bu şehirde. Fakat bu yazı daha kişisel olacak sanırım çünkü anlatacağım 3 gün bol sınavlı bir zaman dilimi olmuştu benim için.

Buralarda bir yerdeyim

Buralarda bir yerdeyim

Ayın 22’si, hava müthiş sıcak, Japonya’nın Tokyo şehrinde NYC denen komplekste sabah saatlerinde gergin bir bekleyiş vardı. Bugün büyük gün, Pratik Sınavımızın olacağı gün. NYC’te klasikleşmiş kahvaltımızı yaptık ama ben gene aç aç dolanıyordum, her sabah yediğim muzlarla karnımı doyuruyordum. Otobüslere doluşup sınavımızın olacağı yere gitmek için yola koyulduk. Japonya’nın gözde üniversitelerinden Waseda Üniversitesinin Nishiwaseda Kampüsüne gittik. Hoş bir yerdi fakat stresten pek odaklanamadım etrafa. Öğleye kadar laboratuvar kuralları anlatıldı ve kullanılan malzemelerle alakalı genel bilgilendirme yapıldı. 300 küsür öğrenci beyaz önlükler içinde anlatılan yarı İngilizce yarı Japonca şeyleri dinlemeye çalışıyorduk. Of ne faciaydı benim için, Allah’a bin şükür bilmem gereken her şeyi daha önce çalışmıştım yoksa halim dumandı çarpık İngilizcemle. Ben kendi çapımda bin bir stresle boğuşurken bazı ülkelerden gelen güzel insanlar olayın gırgırındaydı, sanırım onlar da tam olarak nereye niçin geldiklerini anlayamamış, sırf ülkeleri katılmış gözüksün diye özel hiç bir eğitim almadan dünyanın en uzak yerine getirilen vatandaşlardı. Açıkçası bu şekilde gelen birçok ülke vardı, yadırgamak veya olumsuz eleştiri yapmak için söylemiyorum ama Türkiye’de ne cevherler var 4 kişi arasına seçilemeyen, bunların gelmesi gerekirdi bence ama nasip her şey tabi. Neyse onlar yaptı şamata bende güldüm kıs kıs. Böyle karışık bir ortamda gerçekten başım dönmüştü, 77 farklı ülkeden gelen insanlar, her biri farklı bir kültüre sahip, birde sürekli gezdiğimiz Japonya ve onun kültürü. Nereye baksam, nerden, ne kapsam şaşırır vaziyetteydim. Bu gibi düşüncelerle kendimi oyaladım ve öğlen 1 de pratik sınavı olacağım laboratuvarda hazır ve nazır vaziyetteydim.

Biz ecel teri dökerken çekmişler, ben yokum burda :)

Biz ecel teri dökerken çekmişler, ben yokum burda🙂

5 saat sürecek olan pratik sınavda dışarı çıkmak falan yasaktı. Zaten çıkacak vaktim de yoktu her şeyi ancak 5 saatte yapabildim. Geçenlerde bir arkadaşım sordu bana 5 saat ne yaptınız Allah aşkına atom bombasını yeniden mi keşfettiniz diye. Tabii ki de hayır. Koskoca 5 saatte sadece 3 tane deney yaptık. Elimize bir föy veriyorlar, yani deneyleri nasıl yapacağımızı anlatan bir kitapçık. Mesela diyor ki 100 mL lik bürete 0.1 M lık 100 mL NaOH çözeltisi koyun ve bunu 0.1 M lık 30 mL HCl eklenmiş çözeltiyle titre edin, sonra atıyorum ısıtın, karışımdan 10 mL çekin başka bir yere aktarın, üzerine şundan şu kadar ekleyin, … böyle giden bir metin. Açıkçası burada hiçbir ezber yok, yapmamız gereken her şeyi yazıyorlar. Ölçtükleri şey sadece bu işlemleri yaparken kişinin deney yapma becerisi, bir de tüm bu işlemler sırasında meydana gelen tepkimeleri yazmamızı istiyorlar. Gözümüzde kaynakçıların kullandığı büyüklüğe yaklaşan bir gözlük, ellerde beyaz eldiven ve beyaz önlükle tüm bunları yapmak maalesef o kadar kolay olmuyor ve tam puan alan kimse olmuyor çoğu zaman. Bende elimden geleni yaptım, 5 saat nasıl geçti anlamadan bitti sınav. Föyde doldurmam gereken her yere bir şeyler yazdım, çizdim, karaladım. Bir rahatlık çöktü sınav sonrası böyle tüm kaslarım gevşedi. Varan 1. Geriye sadece teorik sınav kalmıştı. 22 Temmuz günü sınav, akşam yemeği ve NYC’ye gitmeyle geçti.

İşte o görüntü

İşte o görüntü

Japonya’da kaldığım süre boyunca en çok zaman geçirdiğim yerlerden biri de otobüs yolculuklarıydı. Tokyo, İstanbul’dan hem nüfus hem yüz ölçüm olarak hayli büyük bir şehir olduğu ve Japonlar hız sınırı olarak 70 – 80 km’yi pek aşmadıkları için yolculuklarımız 2 saat gidiş, 2 saat dönüş oluyordu çoğunlukla. Bu süre zarfında yorgunluktan öldüğüm için uyuyordum ama bazen de şehri inceleme fırsatı buluyordum. En ilgimi çeken şey Tokyo’da yollar 2, bazen de 3 katlıydı. Birbirine paralel, üst üste yollar ve hepsinden geçen bir sürü araç. Şehrin nüfusu mesai saatlerinde 2 katına çıkıyormuş bu yüzden trafik de var. Aslında nüfusun 2 katına çıkma durumu oldukça tuhaf geldi. Sanırım yakın illerden veya bölgelerden çalışmak için her gün Tokyo’ya gelen bir sürü insan varmış. Ne yalan söyleyeyim her gün o kadar yol ve trafik çekilmez ama Japonlar işleriyle evleniyorlar.

Otobüsten bu kadar çekebildik

Otobüsten bu kadar çekebildik

Diğer bir ilginç mesele de, 70 katlı binanın tepesinde gördüğüm dozer gibi iş makineleri. 70 katlı binayı 80 – 90 kata çıkarmak için binanın tepesine iş makinelerini çıkarmışlar, inşaat oradan devam ediyormuş. Baş döndürücü yükseklikte inşaat yapıyorlar durmadan gece – gündüz. Bu sayede hem alandan hem de zamandan tasarruf ediyorlarmış.

Geishalar

Geishalar

Ertesi gün 23 Temmuz Japon kültürü hakkında nefis bilgiler edindiğim, çok faydalı bir gündü. Japonlar çok akıllı bir millet, ülkelerine gelen turistlere kendilerini daha yakından tanıtmak ve turistlerin de onların geleneksel seromonilerine katılmasını sağlamak için Japanese Culture Experience gibi kültürlerini tanıttıkları merkezler yapmışlar. Bizi de böyle bir yer olan Megura Gajoen’de bulunan bir merkeze götürdüler. İçeri girer girmez duvarlardan başladı tarih ve kültür kokusu. Tüm duvarı kaplayacak kadar büyük eski Japonya’ya ait resimler vardı, resimlerde daha çok Samurai ve Geisha karakterleri dikkat çekiyordu. Genel de bu iki figür üzerinden dönen hikayeleri anlatan eski tarz çizimlerle renklendirilmiş güzel eserlerdi. Biraz daha ilerleyince kocaman bir salona çıktık. 300 kişiyi 4 kültür turu arasında 15 dakikalık turlarla dönüş yaparak gezdirdiler.

Rahatsız etmeyin sakın..

Rahatsız etmeyin sakın..

Bizim grup önce JAPON YAZI SANATI ile ilgili bölüme geçti. Burada kel bir Japon abi vardı, üzerinde geleneksel Japon kıyafeti olan Kimonosu vardı. Bize kamıştan kalem gibi tahta çubuklarla Japonların alfabesinde bazı kelimeleri yazmayı öğretiyordu. Sevgi, huzur, barış gibi kelimeleri seçtim nacizane bende. A4 büyüklüğündeki kağıda tüm o ayrıntılı resme benzeyen kelimeleri yazmak zor olmadı ama bir satıra sığdırabilir miydim bilemiyorum. Ben daha yeni yeni alışmışken hop 15 dakika doldu hadi bakalım diğer tura.

Kuveyt takımı ve amcamız

Kuveyt takımı ve amcamız

Güzel Kimonom

Güzel Kimonom

Sırada benim en sevdiğim KİMONO kıyafetlerini giydiğimiz gösteri vardı. Japon teyzeler 1 dakikada o zor, karışık ve giymesi oldukça zor olan kıyafetleri üzerimize geçiriyordu. Ben hemen pembe bir tane seçtim J . Teyze el çabukluğuyla giydirdi kıyafeti ve sırada bekleyen diğer hanım öğrencileri çağırdı yanına. Bizim takımdaki diğer beyefendilerde Japon keltoş amcacıklar tarafından giydirilmişti, rehberimiz Miki fotoğrafımızı çekmeye girişti. Kuveytli hanımlarla fotoğraf çektirmek istiyordum ben, hemen onların yanına koştum. Sonra pranga gibi şeylerin önüne diz üstü oturup Japon Leydileri gibi poz vermemizi istediler. Onu da yaptık haliyle, Japonlar çok kuralcı çok.

Fotoğraf manyağı insanlar

Fotoğraf manyağı insanlar

Kırmızı halı gibi flaş patlamalarının durmadığı KİMONO gösterisinden sonra sırada JAPON ÇAYI içilen bir olay vardı. Yere oturduk, bir tane Japon teyzenin karşısına. Teyze kimonosu içinde müthiş bir zerafetle küçük bardaklara seramik çaydanlıktaki yemyeşil bir şeye benzemeyen çay denen sıvıyı döktü. Sonra bize çay bardağını nasıl almamız gerektiğini, nasıl içeceğiz, nasıl geri yere koyacağız, selam vereceğiz, teşekkür edeceğiz gibi Japon kültüründe önemli birçok detayı anlattı ve bizden bunları uygulamamızı istedi. Tabii ki de ben gönüllü olmadım ve bir köşe de oturanların arasında karışıp bana zorla içireceklerini bildiğim o sıvıdan kaçtım. Aslında yeni şeylere açık bir insanım ama cidden bizim gibi tavşan kanı çay içen bir memleketin insanları o çayı içemez. Kokusu zaten boş midemi alt üst etti. Yine de fazla uzaklaşmadım ve yaptıkları saygı gösterilerini izledim. Zarif bilek hareketleriyle nasıl çekici ve saygılı olunmasını gösteren Japon hanımları gördükten sonra bunları kesinlikle herkesin içinde yapmamam gerektiğini aklımın bir köşesine not ettim.

Kabusum :)

Kabusum🙂

Origami Yapıyok.

Origami Yapıyok.

Bu fasılda bittiğinde gittiğimiz gösteri ORİGAMİ idi. Bizim bildiğimiz kağıttan uçak, gemi yapma hikayesi aslında ama bu Japonlar küçücük renkli kağıtlardan Eyfel kulesi bile dikebiliyorlar. Günlük hayatın bir uğraşı haline gelmiş origami yapmak. Kuğular, dağlar, ağaçlar, böcekler ve daha bir sürü şeyi yapmışlardı. Yuvarlak masaların etrafına dizilip Japon hanımların gösterdiklerini yapmaya çalıştım ama doğduklarından beri bunu yapan Japonların yanında biz fazla acemi kaldık. Birkaç model yaptıktan sonra merkezde yapılan en değişik origamileri inceledim. Zaten 15 dakika da bitmişti. Merkezin bahçesinde yapay bir şelale vardı, son olarak orayı da gezdikten sonra bu ilginç yerdeki gezimiz sona ermiş oldu.

Origamiden origami

Origamiden origami

Gigantic şey.

Gigantic şey.

Öğle yemeğinden sonra ise rotada National Museum of Nature and Science, Doğa ve Bilim Müzesi vardı. Müzenin bahçesine koskocaman bir balina büstü dikmişlerdi, belki de bir bina büyüklüğünde, Japon kültüründe balığın önemi o kadar büyüktü sanırım. Müzeden anlıyor bu Japonlar. Hayatımda hiç böyle bir yere gitmemiştim açıkçası. Binlerce çeşit kelebek türünden, yüzlerce kemiği birleştirilmiş onlarca çeşit dinozorlara kadar her şey vardı. En eski elektronik aletler ve kullanılan araç-gereçler bölümü de çok ilginçti. Bir de hepimizin ilgisini koca bir duvarı kaplayacak büyüklükte olan Periyodik Tablo çekmişti. Tablodaki her elementin simgesinin altında elementten bir numune vardı. Yani Au simgeli altın elementinin altında gerçek altın, He simgeli helyum elementinin altında helyum gazı vardı. Böyle bir sürü değişik cins cins şeyleri inceledik akşama kadar.

Bilmemnezorus

Bilmemnezorus

Çok sevgili Carbon, sana torpil geçtim

Çok sevgili Carbon, sana torpil geçtim

Gün sonu müthiş bir yorgunlukla NYC’ye dönmüştük. Uykumu iyi almalıydım ertesi gün son sınav beni bekliyordu. 24 Temmuz sabahı erkenden kalkıp kahvaltı niyetine muzumu yedim, sınav için hazırdım, hatta fazlasıyla hazırdım. Bu sefer gideceğimiz yer Tokyo Üniversitesinin Ana Kampüsüydü. Bu üniversitede cidden çok güzeldi ve çoğu alanı yeşilliklerle kaplıydı. Dışarda garip dans figürleri yapan öğrenciler, çimlere oturup ders çalışan tipler falan vardı. Ağır aksak tüm bu olanları izleye izleye sınav yerine doğru gittim. 5 saat süren teorik sınav saat 9 da başladı. Tik tak zaman doldu, sınav bitti. Çok parlak bir sınav değildi ama umrumda değildi artık bittiğine şükrediyordum. Her sınav sonrası insana gelen rahatlama duygusu çok tatlı oluyor. Bizim takımdakiler hemen soruları tartışmaya ve karşılaştırmaya başladılar. Ne gerek var dedim zaten 3 güne açıklanacak sonuçlar, zamanın tadını çıkar. Öyle de yaptım. Sınavdan önceki ben ile sonraki ben arasında baya fark vardı.

Tokyo Uni. Giriş Kapısı

Tokyo Uni. Giriş Kapısı

O gün akşam kutlama gibi bir yemek vardı. Olimpiyatlara daha önce katılmış insanlardan öğrendiğim kadarıyla bu kutlamalar gece kulübü tarzında olabiliyormuş ama korktuğum olmadı, Japonlar sakin adamlar, hoş bir akşam yemeği ile tüm streslerini attılar. Zaten Miki’den öğrendiğim kadarıyla Japonlar içki ve sigara gibi alışkanlıklara hoş bakmazlarmış. Neden diye sordum. Bedenime çok zararlı açıklaması geldi. Helal olsun dedim. Bugün de böylece bitti ve eğlence benim için sınavlardan sonra başladı.

Burası NYC, kaldığımız yer

Burası NYC, kaldığımız yer

                Gene uzun bir yazı oldu, Gomen nasai🙂

                Ve daha anlatacağım çok şey var, devamı gelecek inşallah en yakın zamanda.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s