Genel Cerrahi’den Aile Hekimliğine

doktorahastaolmadangididu8

3. sınıf Tıbbiyeli olarak servislere yaptığımız mini ziyaretler benim için çok kıymetli. Beyaz önlüğüm ve pembe steteskopumla bir hocanın etrafında tüm servisi gezmek inanılmaz zevk veriyor. Ama eminim ki 6. sınıfta bu işler giderek angaryaya binecek, sıradanlaşacak, bitse de gitsem diyeceğim. Neyse şu anın tadını çıkarmaya bakalım ve cerrahi servisindeki ilk günümü anlatmaya başlayayım.

Cerrahi servisine 3 haftadır gelip gidiyoruz ama koca amfide ders dinlemekten başka bir şey yapmıyoruz. Muazzam bir hayal kırıklığı yaşadığım, hocalara bol bol kızdığım, sisteme sitemler dizdiğim günlerden sonra sonunda servisi gezip, bölümü tanıyacağımız gün gelip çatmıştı. Hocanın gelmesini bekliyorduk amfide, tabii ki de asistanı göndermişti. İyi ki öyle yapmış çünkü Tolga Abi çok sevecen ve güler yüzlü biriydi. Biz ona her seferinde hocam diyorduk, o ise her seferinde hoca değil Tolga Abi diye düzeltiyordu, bıkmadan, usanmadan ve kızmadan. Poliklinikten başladık gezmeye, Tolga Abi bize tek tek bölümdeki tüm odaları, ne yapıldığını, ne işe yaradığını anlattı, girmediğimiz bir hocaların odası kalmıştı bölümde. Hatta küçük bir operasyonun ortasında bile bulduk kendimizi. Bir hastanın kafasındaki Sebacous Cyst’in alınmasını izledik bir süre. Oradan çıktık acil cerrahi ve travmatoloji bölümüne gittik. Radyoloji bölümündeki asistan bize gıcık olmuş olsa da Tolga Abi hatrına Ultrasound nasıl yapılır, nerede hangi yapı görünür, vb küçük bir özet geçti bir de CT görüntülerine baktık. 3D olmuş tüm insan vücudu karşımızda duruyordu. İçten içe vay be dedim. Tıp dünyasında kendimi ezik bir böcek gibi hissettiğim anlardan birini daha yaşadım. Düşünüyorum da gerçekten öyle değil mi? Yani ben daha vize, final, kurul diye şeylerle uğraşırken bilim ve tıbbın ilerlemesi bana 5. kez tur bindiriyor. Bu dünyada kendime yer bulabilirim diye bol dualar eşliğinde CT bölümünden çıkıyoruz.

ResimKan Merkezinin arkalarındaki koridorlardan geçerek Tolga Abiyi izliyoruz. Bizi bu sefer Cerrahpaşanın sıvası dökülmüş, boyası akmış, tavanı su damlatan görüntüsünden bir anda Medical Parka terfi ettik. Yeni yapılan bir bölümmüş, Meme Kanseri tanısında mikrodalga ışınları kullanarak daha az radyasyon ile hastalara hizmet etmek için kurulmuş, Avrupada bile 1-2 yerde varmış. Buranın maddi desteğini hocalar yapıyormuş. Tolga Abi dedi. Mekan biraz dardı lakin alışılmışın dışında lükstü. Kahve makineleri, LCD ekran televizyon, rahat ve geniş koltuklar.. Cerrahpaşa’da böyle görüntülerin artmasını dört gözle bekliyoruz.

Tüm bu gidiş geliş esnasında Tolga Abi çok güzel bir konuya değiniyor. Son zamanlarda oldukça önem kazanan Aile Hekimliği. Konuya çok hakim değilim lakin Tolga Abinin anlattıkları, geçenlerde aldığım Aile Hekimliği dersi ve ufak çaplı bir araştırma sonucu konuyu tartışmaya açıyorum.

Tüm dünyada ve ülkemizde sağlık sektörü 3 basamaktan oluşuyor. Birincisi tüm halkın belli aralıklarla kontrole gittiği, ulaşılması kolay Aile Hekimleri. İkinci basamak, Aile Hekiminin özelleşmediği konularda daha spesifik vakalara bakılan Devlet Hastaneleri. Üçüncüsü ise Devlet Hastanelerinde çözüme ulaşamamış veya araştırılması gereken hastalığın etkeni, veya genetik çözümleme veya daha spesifik testlerin yapıldığı Eğitim-Araştırma ve Üniversite Hastaneleri.

Bu hiyerarşi içinde bir hasta ne yapmalı? Doktorların ve tüm sağlık sektörünün hastalardan beklediği şudur;

Herkesin mutlaka belli aralıklarla gittiği, doğumundan ölümüne kadar takip edildiği bir Aile Hekiminin olması şart. Bu aile hekimi ne yapar? Gebelik döneminden hastayla ilgilenmeye başlar. Gebelerin kontrolleri yapılır. Gerekirse aşılar yapılır. Doğum sonrası çocuk bakımı aile hekimliği merkezlerinde gösterilir, çocuğun aşıları yapılır, yaşına göre gelişme durumu izlenir. Çocuk büyükçe genelde aile hekimine gitme sıklığı azalır fakat yetişkin yaşta grip, nezle gibi hastalıkların belirtileriyle gelebilir veya herhangi bir şikayeti varsa muhakkak ilk gelmesi ve danışması gereken yer aile hekimidir. Aynı zamanda tanısı konmuş uzun yıllar tedavi gören hastalığa sahip olan kişilerde de genel kontrol aile hekimi tarafından yapılır. Mesela şeker, tansiyon gibi.

Malesef toplulumuzda bu sistem oturmadı ve özellikle kişileri rahatsız eden hastalık belirtileri ortaya çıktığında ilk gitmesi gerektiği kişinin aile hekimi olması gerektiği düşüncesi pek önemsenmiyor. Belki de bunun izahı güzel yapılamamıştır diye düşünüyorum ve elimden geldiğince bu hususa açıklık getirmeye çalışacağım, hatam varsa affola.

Bu konuyu en iyi bir örnek üzerinden tartışmak. Mesela bir teyzem var. 50 yaşında. Televizyondan meme kanseriyle ilgili bir sürü spekülatif bilgi ediniyor ve kendisini sürekli muayene ediyor. Ufak çaplı muayenelerinden birinde eline ufacık bir kitle geliyor. Daha önceki bilgileri en kısa zamanda bir doktora gitmesini söylüyor. Erken tanı, erken tedavi bu hastalığın çaresi. Her hekime de güvenmez öyle. Teyze bir üniversite hastanesinde Göğüs Hastalıkları Bölümünde kendi tabiriyle kaliteli bir hocadan 1 ay sonrası için randevu alıyor. Randevu günü gidiyor. Hoca karşısında soruyor neyin var. Teyzemiz göğsüm ağrıyor, göğsümde şişlik var diye saymaya başlıyor. Hoca derin düşüncelerde kafasında bin tane tilki, tanı koyma telaşında. Hastadan yeteri kadar bilgi aldıktan sonra sıra muayene etmede. Teyzeye muayene edeceğini söylüyor. Teyze yatıyor masaya göğsünü gösteriyor ve işte burada diyor. O anda hocamız sinirden küplere binmiş vaziyette. Bu dediğin göğüs değil meme, ne işin var burada gitsene genel cerrahiye, kırk kere söyledim memeye göğüs deyince kibarlık yapılmıyor diye söyleniyor. Evet doktorlar memeye göğüs denmesinden hiç hoşlanmazlar çünkü böyle hatalar çok sık oluyor. Arada geçen 1 ay zaman kaybı ve fazladan yapılan testler maddi olarak külfet. Halbuki teyze önce aile hekimine gitseydi, ona danışsaydı, üniversitede gideceği yerin Göğüs Hastalıkları bölümü değil de Genel Cerrahi olacağını bilirdi ve aile hekiminin sevk etmesiyle daha kısa zamanda, daha kaliteli bir hizmet alırdı.

Aile Hekiminin önemi gerçekten yadsınamayacak kadar çok, hastalar maddi imkanlarını zorlamadan daha kolay ve etkili bir hizmet alabiliyorlar. Aynı zamanda sürekli gittikleri hekimleriyle iletişimleri yıllar geçtikçe daha da sağlamlaşıyor ve şikayetini söylemeye çekinen hasta profili daha az görülüyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığı toplumu bilinçlendirmek ve yönlendirmek için neler yapıyor esasen bilemiyorum fakat ben bu konular üzerinde tıp fakültesine başladıktan sonra düşünmeye başladım. Aklıma daha başka şekillerde aile hekimliğinin gerekliliği ve önemi hakkında söyleyecek kelam geliyor fakat şimdilik burada bırakıyorum ki bu konu hakkında dimağlarda kişisel düşüncelerle doldurulacak bir aralık kalsın.

Selametle

 Resim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s