VE BEN KÜLLERİMDEN GERİ DOĞAMADAN TEKRAR TEKRAR YANDIM

Kendi kalbinde ne yaşıyorsan yaşa, ama artık benden uzak dur. ben zaten kendi cehennemimde yanıyorum, birde senin cehennemine ortak olamam. hayır, yapamam. diye düşündü
genç kadın. Çok yorulmuştu artık, karşısında dikilen insanların tuhaf bakışlarından. Katlanamıyordu insanların bir değeri olmayan , sorgulamayan, duygulardan yoksun
düşüncelerine. Bardağı taşıran son damla buydu. Ardından gelen duygu patlamasını durduracak ne gücü ne de takati kalmıştı..

Kalbim, cehennemim ; muhabbetim, onun zebanileri olmuş, aman vermiyor. izin vermiyor. gidemiyorum,
Kalsam kalamıyorum. Söylesene böylesine canımı acıtan bir kalbe nasıl sahip olabilirim.
Canım çok acıyor. Kalbimi eline almış biri, parmaklarıyla yokluyor, eviriyor çeviriyor. ve ben mahvoluyorum.

Günden güne eriyordum. ateş öyle şiddetli ki iki defa eriyordum.
Ertesi gün bir fazla daha eriyordum. Bitiyordum. Bedenimi ruhumdan ayırmışlar, gövdemi başımdan koparmışlardı.
Zihnimden geçen düşünce hep oydu. Oysa o kilometrelerce uzaktı bana.
Nasıl oluyordu da aramızdaki ıssız çöller onu düşünmekten alıkoymuyordu beni. ona ulaşmak imkansızdı halbuki.
Ben o çölde küçük bir karıncadan daha savunmasızım.
Ben ona giden yola bile çıkamam. yolun sonunu değil görmek, ben hayal bile edemem.
Utanırım. ona giden yolun sonunu layıkıyla anlatamamaktan.
Çekinirim, kusursuz olanın yoluna bilmeden bir kusur atfetmekten.
İşte böyle benim cehennemim. her sabah isyanla uyanır her akşam umutsuz bir yalanla yatarım.
Her sabah yeter artık ona varacağım diye kalkar her akşam ben ona varmaya layık bile değilimler ile yatarım.
Her sabah alevlenen ateş her akşam daha da körüklenir. Zindanım, dört duvarlı mahzenimdir cehennemim.
Önce şeytanı bile dizginlerim, çok geçmeden gene teslim olurum.
Ben küçük karıncadan daha savunmasız aşık, ıssız çöllerden geçmek için şeytanlarla yarenlik etmeliyim.
Yapamam. ona ulaşmak için şeytanlarla dost olmaktansa bir ömür bu işkenceye razı gelirim.
Ben onu ıssız çöllerin ardından da izlerim. gözlerim. severim. hep beklerim.
Bir mucize. ihtiyacım olan bir melek olsa gerekti,
Beni ıssız çölün üstündeki bembeyaz bulutların arasından geçirip onun yanına götürecek olan.
Ama ben bedbahtım. meleklerle değil, şeytanlarla yarenlik etmeye layığım.
Ruhum kirli. kalbim küle döndü.
Yandıkça bittim ben. bittikçe yandım. küllerimden geri doğamadan tekrar tekrar yandım.
Gözyaşlarımı en derinlere gönderdim. kimse bakamaz göremez. zaten görse de anlamaz.
Evet ben cezamı çekiyorum. aptallığımın cezasını sende çekiyorum.
Hatalarımın bedelini sende ödüyorum. ama ne bedel…
Senin için ödenmesi gereken ama benim için zevk olan bir külfet.
Bir bilsem, bir kere emin olsam, bir gün sen, ben olsan..
Ben her gün bin farklı şekilde seninle tanışıyorum, sen her gün bin farklı şekilde bana bakıyorsun,
Ve ben her gün yüz farklı şekilde sana evet diyorum. çoğu zaman sessiz, bir kafa sallaması,
Kimi zaman gözlerimin konuştuğu, kimi zaman kalbimden sana gönderilen bir name oluyor.
Ben her gün yüz farklı şekilde seni seviyordum.
Ve ben her gece bin farklı şekilde senden ayrılıyordum.
Sen bilmiyordun ben yüzlerce kilometre öteden ağlıyordum,
Sen zaten bilmezsin ki ben her gece seni düşünüyorum,
Ya ben her gün defalarca kızıyorum sana. neden o kadar uzaktın.
Madem o kadar uzaktaydın nasıl oldu da en yakınım oldun.
Geceleri gizli gizli konuştuğum,
Gündüzleri hayallerde peşinden koştuğum oldun. ama sen nereden bileceksin.
Sen zaten bilemezsin ki ben her gün küllerimden geri doğamadan tekrar tekrar yandım.

Sen ne vefasız bir maşuk isen, ruhun bile duymadan ölüyor aşığın..
Ben ne vefasız aşık isem, benim yüzümden seninde sönüyor ışığın..

Kalbindeki fırtına kolay kolay dinmeyecekti. Yine de teselli ediyordu kendini. Aşk neydi ki. Bir yanılsama. Bir serap.

Asıl olan muhabbetti, sadakat ve güvendi. Aşk; İlahi aşk. Ah minel aşk. Ah o büyük aşk.

Yatmadan önce son bir dua etti, kalbi kendi gibi ucunu bucağını bilmediği okyanuslara düşüp fırtınalara tayfunlara yakalanmış yüzlerce insan için de bir ricası vardı.
Unutmayalım! her güneşin bir doğuşu var. Her doğum sancılı geçer. Ama meyvesi bir ömür tatlı olur. Her fırtına bir imtihan.
Her imtihan bir fırsat ilahi aşka bir adım daha yaklaştıran.
Fırsatları iyi değerlendirmesini bilmekti marifet.

ve şu sözü ekledi.

BİR KAPI HER KAPI, HER KAPI HİÇ KAPI.

One response to “VE BEN KÜLLERİMDEN GERİ DOĞAMADAN TEKRAR TEKRAR YANDIM

  1. “Sen ne vefasız bir maşuk isen, ruhun bile duymadan ölüyor aşığın..
    Ben ne vefasız aşık isem, benim yüzümden seninde sönüyor ışığın.”

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s