Biraz da Yerelim; Böyle Hekimlik Olmaz!

medical-double_blind_test-high_cost_of_drugs-ethics-drug-medicine-mban153l

Yaşanan bir olay. Mekan ve zaman gizli. Doktor, kurum ve hasta da.

İşyeri sahibi hırslı, piyasada kendine yer edinmeye çalışıyor. Gecesini gündüzüne katıyor. Büyümek, Türkiye’nin her şehrinde mağaza açmak, fabrika sayılarını arttırmak, yurt dışına açılmak istiyor. Hedefleri büyük fakat sabırsız. Bir an önce Türkiye’de parmakla gösterilen biri olma peşinde. Şan, şöhret. Heyhat, ne boş şeylerdi bunlar aslında…

Fabrikalarında çalışan eleman eksiği var. Acilen kalifiye eleman sayısını arttırması gerekiyor. İş ilanları her tarafa dağıtılıyor, mülakat tarihi yakın, dedim ya pek bir aceleci bizim patron. Mülakatta ise pek bir aheste, kılı kırk yarıyor, inceliyor, süzüyor, çalışanlarının gözlerinden okuyacak tüm düşüncelerini mübarek adam. Sonunda bitiyor mülakat, elenen elendi, evine döndü ümitsiz bir şekilde. Kalanlar sevinçli, bir sonraki aşamaya hazır.

Bir sonraki aşama: sağlık taraması. Patron için içi boş bir kelime. Ne de çok prosedür vardı hedefine ulaşmasını engelleyen ve yavaşlatan. Şu prosedürler olmasa rakiplerine gününü gösterirdi. En iyisini o biliyordu bu meslekte, ondan daha zekisi olamazdı. Patronumuz zekasında bu kadar güvenmesine rağmen yine de küçük hilelere başvuruyordu. İşini sağlama almayı sever bizimkisi. Başka ne gibi art niyeti olabilir…

Sağlık Taraması için kendine göre bir doktor bulmalıydı. Hırslı, yap dediğini yapan, kurallara karşı gelmeyen. Buldu birini ve gene prosedür gereği doktorla bir anlaşma yaptı. Anlaşmadaki bir madde başta doktoru rahatsız etse de baktı gelen para yüklü ses çıkarmadı. Floryada denize nazır bir ev almasına az kalmıştı, bunu riske atamazdı. Peki neydi o madde? Fizik muayenesi yapılan işçilerin tüm sağlık durumları sadece işverene bildirilecek. Aman ne önemsiz bir madde.

Sağlık taraması başladı, mülakattan geçen tüm işçiler sırayla içeriye girmeye başlamışlardı. Gayet iyi gidiyordu tarama, dişe dokunur bir hastalığa rastlamamıştı, hepsi önemsiz şeylerdi işte; tansiyon,diyabet.. Çoğunluğu da bu hastalıklarını bildiği için doktorun kafası rahattı. Zaman böyle geçerken, kapıdan şakaklarına aklar düşmüş, yürüyüşü zoraki, kıyafetleri özensiz ve eski, orta boylu ve orta yaşlı bir adam girdi. Hafif öksürüğü vardı, kesin sigara içiyor diye düşündü doktor adam aksini idda etse de. Bu zamanda hastalara güven olmazdı zaten. Ama yine de işkillendi, patronla başının belaya girmesini göze alamazdı, adamdan bir sonra ki seferde tekrar gelmesini, bir kaç testi (Postero-Anterior Akciğer Grafisi, Total Kan Sayımı, vb) yaptırıp getirmesini istedi ve gönderdi. Bu tuhaf adamdan sonra da bir kaç kişi geldi böylece o günlük mesaisi bitmiş oldu.

Bir kaç gün sonra tuhaf adam tekrar geldi, doktorunun istediği testlerin sonuçlarını özenle elinde tutuyordu. Boşuna zaman kaybettiği için kendine kızan doktor istemeye istemeye, bir şey çıkmayacağını düşünerek incelemeye koyuldu tüm o ıvır zıvırı. Bir anda yüzü düştü. Keyfi kaçtı. Bir sorun olmasa olmazdı zaten. Hep zordu bu doktorların hayatı. Nerede adalet! Tuhaf adamın akciğerlerinde bir sorun vardı, tüberküloz (verem) benzeri bir tabloyla karşı karşıyaydı, bu kadar testle tam tanı koyamazdı ama tıbbi deneyimlerimi klasik bir veremli hastayla karşılaştığını söylüyordu. Tuhaf adama incelemesi gerektiğini söyledi ve onu gönderdi. Ne de olsa sadece patrona sağlık durumlarını söyleyecekti. Kara kara düşündü. Patrona bu tuhaf adamın durumundan bahsetmek zorundaydı ve bir not gönderdi. Şu isimli hastada verem şüphesi var, ileri tetkiklerin yapılması ve acilen tedavi edilmesi gerekiyor.

Patronumuz sekreterinin getirdiği notu okuyunca biraz keyfi kaçar gibi oldu. Veremli birini fabrikasına sokması kesinlikle söz konusu olamazdı. Adamı derhal yanına çağırdı ve yerine başkasını aldığını, artık birlikte çalışamayacaklarını söyledi başka açıklama yapmadan. Tuhaf adamımız üzüldü, ümidi bir kere daha kırıldı. Sonunda bir yere kapak atacağını düşünmüştü. Geçindirmesi gereken bir ailesi, okutması gereken çocukları vardı.. Ne yapalım dedi, tekrar iş aramaya koyuldu.

Olay burada bitti mi? Hayır tabi ki.

Aradan 1 yıl geçti. Tuhaf adamımızın öksürüklerinin şiddeti arttı. Hep şu rutubetli oda yüzünden diye düşündü. Zaten yeni iş buldum birde doktora giderek boşuna masraf yapamam nasıl olsa 1 yıl önce şu alınmadığı fabrikanın doktoru bakmıştı ona, bir şeyi olsa söylerdi herhalde. Ta ki bir geceye kadar, düşüncesi aynı kaldı. Öksürükten uyuyamamıştı doğru dürüst, neden bu kadar çok öksürüyordu sanki.. Ellerine bulaşmış kanla yüzleştiğinde ise bir şeylerin ters gittiğini anladı. Nihayet. Ertesi gün ilk iş olarak bir hastaneye gitti. Ve hemen tanı kondu. İleri seviyede agresif bir Tüberkülozu vardı. Akciğerleri mahvolmuştu. Bu zamana kadar neredeydi, insan kendini böyle ihmal eder miydi?.. Tedaviye yanıt vereceğinden bile şüpheliydi doktorları. Ertesi gün hastaneye yattı (6 aylık kombine 4 anti-tüberküloz ilaçla başlar genelde tedavi ve oldukça ağır bir tedavi uygulanır bu hastalığa karşı ) ilaç tedavisine başlandı, fakat adamın durumu çok kritikti. 2 yıl boyunca hastalığı yenmek için doktorlar ellerinden geleni yaptılar. Lakin akciğerlerinde azımsanmayacak kadar doku kaybı olmuştu, sekel kalmıştı, hayatına kısıtlamalar getirilmişti, akciğerleri zorlayacak şeyler yasaktı. Ne acı.

Bir insanın tüm hayatını değiştirebilecek kendi menfaatini düşünen, bencil doktorlara ve onları kendi çıkarlarına alet eden patronlara sahibiz. Tabi bu olayın iç yüzü ortaya çıktı, doktor malpraktisten ve şirket de yaptığı bu yanlış sözleşmeden dolayı yargılandı. Yine iş işten geçtikten sonra.

Bir hekimin önceliği ne olursa olsun hasta olmalı. hasta için en iyisini yapmalı, DO BEST FOR THE PATİENT

Böyle diyoruz da nereden bileceğiz iyi doktor mu kötü mü? Bunun da çözümü var aslında;

Ecdadımız hekim yetiştirmek için talebe seçerken günümüzden farklı bir yöntem kullanırmış. Ahlaki değerleri çatırdayan, beş vakit namazına dikkat etmeyen, çevresindeki insanların itimat etmediği kimseleri ilmi ve fenni zekası ne kadar kuvvetli olursa olsun hekimlik yapmaya uygun görmezlermiş. Bu yöntem halen Amerika’da kullanılıyor. Tıp fakültelerine almadan önce teorik sınavı kazanan tüm öğrenciler mülakat denen kişisel özelliklere bakılan bir sınava girmek zorundalar. Ne yazık ki ecdad torunları olarak biz böyle bir sistem geliştirsek onun dayısının kızı, bunun amca oğlu, emmi torunu derken fakülteler akrabalarla dolup taşar. Nereden mi biliyorum?. Cerrahpaşa’da okuyan her öğrenci belli bir soyada sahip insanların hoca olarak tesadüf olamayacak kadar çok olduğunu bilir de ondan🙂

Bu paragraflarca yazı yazabileceğim bir konu ve şimdilik bunu geçmek istiyorum. Mülakat konusu neden önemli, neden bu konuya değindiğime gelecek olursak; durum şu ki uluslararası etik ilkeler de bir hekimin ahlaki değerlerinin sağlam olması gerektiğini söyler. Yani bir hekim, yalan söylemeyen, dürüst, güvenilir, şefkatli, merhametli, anlayışlı, sevecen, insanlarla iletişimi iyi olan, … gibi özellikte olmalıymış. Bunları ben söylemiyorum, daha geçen hafta etik dersinde Hocam söyledi.

Ne kadar haklı olduğunu düşünüyorum şimdi, geçenlerde duyduğum bu olaydaki tuhaf adam hepimizin bir tanıdığı olabilirdi. Öyleyse soruyorum;

Acaba bu doktor aynı muameleyi kendi çocuğuna yapar mıydı?

Sırf sözleşmede böyle bir madde olduğu için kendi çocuğunun tüm yaşamını etkileyecek bir karar alır mıydı?

Gerçek bir hekim böyle bir sözleşmeyi imzalar mıydı?

Maddi çıkarları insanların hayatından daha ön plana almak normal bir insana bile yakışmazken doktorların gerçekten ahlaken sağlam olması gerektiği yanlış bir düşünce mi?

Vicdanlı birisi olduğumuzu düşünsek bile doktor olacağımız için sahip olduğumuz kötü huyları düzeltmek için ne yapıyoruz?

Nefsimizi terbiye etmeden doktor olabileceğimize inanıyor muyuz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s