Cerrahların Çilesi

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, genel olarak Çapa diye bilinen yer, 2 yıl öncesi, ameliyathanenin önü-içi.

Cerrahi uzmanları, asistanları, ameliyathane hemşireleri ve belki de Türkiye’nin sayılı Genel Cerrahi Profesörleri o gün büyük bir ameliyat için hazır bulunmuşlardı. Ciddi bir operasyondu, karaciğer yetmezliğinin son evresinde ki masum, sevimli ama zayıf bir çocuk, tek çocuğunu kaybetme korkusuyla karaciğerinin tamamını vermeye hazır bir baba. Neyse ki talih bu sefer yüzlerine gülmüştü ve HLA ( doku uyumu belirteci diyebiliriz ) değerleri uyumlu çıkmıştı. Babadan oğula kısmi karaciğer nakli için hiçbir engel yoktu. Sonunda oğulları sağlığına kavuşacaktı. Heyecan içerisindeki anne ve baba doktorlarına her türlü onayı ve onamı vermişlerdi yeter ki çocukları tekrar ayağa kalksın, koşsun, gülsün..

Baba ve oğul ameliyathaneye alınırken çaresiz anne dışarda olumsuz sonuçları düşünmekten kaçınarak bildiği tüm duaları okuyor belki de Rabbine tüm içtenliğiyle hem kocasına hem oğluna kavuşmak için yakarıyordu. Allahu alem. Anestezi uzmanları görevlerini yaptılar. Artık baba ve oğul derin bir uykuya yatmış, araf dediğim koma uykusunda sessiz bir bekleyiştelerdi.

Ameliyata başlamak için her şey hazırdı, doktor ilk neşter darbesini sakince indirecekken birden bir gürültü koptu. Ameliyathane kapısında bir kavga dövüş çıkmış çığlıklar bağırışlar hakaretler birbirine karışmıştı. Değil umursamamak bu gürültüde konsantre olmak bile imkansızdı bir doktor için. Olması gerekeni yaptılar. Ameliyattan sorumlu cerrah üstündeki tüm o steril ıvır zıvırı çıkarıp ameliyathanenin önündeki bekleme salonuna çıktı. Çünkü öğrenmek istiyordu bu gürültünün hakaretlerin kaynağı ne, nedeni ne. Öğrenecek ve olaya müdahale edip en kısa sürede çözümleyecekti. İki hastası vardı narkoz altında yatan, onu bekleyen, onun eline bakan.

Sordu; Sorun NE? NEDEN bu gürültü? Gözü yaşlı dua eden annenin yanına bir anda 10 15 kişi gelmiş ve tüm bu gürültüyü onlar yapmıştı. Peki dertleri neydi ki ? Kimdi bunlar? Narkoz altındaki babanın sülalesi tabiri caizse bekleme salonuna akın etmişlerdi. Vay efendim bizim torunumuz zaten ölecek bu ameliyat oğlumuzu da elimizden alacak, biz kesinlikle izin vermiyoruz, hemen durdurun bu ameliyatı, bu hastaneyi yakarız yıkarız gene de bu ameliyat olmaz, olamaz… Ve bundan daha kötü hakaretler de ederek cerrahı açık bir şekilde tehdit etmekten de geri durmadılar. Neye uğradığını şaşırmış bir vaziyette kalan cerrah hemen babanın karaciğer nakli operasyonu için verdiği aydınlatılmış onam formunu ve imzanı gösterir, bu ameliyat için hiçbir engel yok, annesi babası bile olsanız çocuğun babasının üstünde hiç bir yasal velayetiniz yok, baba olgun ve reşit biri, der ve ameliyata devam edeceğini ifade eder. Sinirleri bozulmuş bir şekilde içeri girerek ameliyata devam edilmesini söyler kendisini merakla bekleyen ameliyathane ahalisine.

Bu sefer ki gürültü ise tüm hastaneyi ayağa kaldırır. Ameliyathane kapısına tekme tokat atarak doktoru dövdüğünü sanan zihniyetin hakaretleri inanılmayacak boyutlara ulaşmış ve neredeyse kapıyı kırıp ameliyathaneyi basacak duruma gelmişlerdir. Ameliyata devam etmek gene imkansız olmuştur. Doktorlar yapacakları tek şeyin tekrar dışarı çıkıp sülaleyi sakinleştirmek, olmazlarsa da güvenliği çağırmak olduğunu düşünürler. Cerrah dışarı çıkar. Sülaleyi ikna etmek için dil dökmeye başlar. Fakat sülale kendinden gayet emindir artık. Gözü yaşlı anne öne çıkar ve şu sözler ağzından dökülür. Kocamın karaciğerini vermesini engelleyemem belki ama çocuğumun o karaciğeri almasını engelleyebilirim bildiğiniz gibi benim onayım olmadan çocuğuma hiçbir ameliyat yapamazsınız o yüzden bende verdiğim onamı geri alıyorum ameliyatı hemen durdurun. Şok ve hayret içindeki cerrahın artık eli kolu bağlanmıştır. Son darbe gayet kesin ve net bir şekilde ameliyatı artık yapamayacaklarını gösterir. İçeri girer, ameliyathane ahalisine ameliyatın iptal olduğunu, annenin onamı geri aldığını ve hukuken bu ameliyatı yapmaya haklarının olmadığını söyler, ve baba ile oğulun uyandırılmaları için gerekli direktifleri verir.

Uyanış çok kötü olur baba için. Çünkü oğlunun narkozun etkisi geçer geçmez ebedi aleme bir melek misali göç ettiğin öğrenmiştir. Hani oğlum ölmeyecekti hani nakil olacaktı hani ben verecektim ona karaciğerimi.. Olan biteni öğrenince başından aşağı kaynar sular dökülür, tüm dünyası başına yıkılır babanın. Ve derin kederler içinde doktorlarına dava açar. Ben size onam verdim neden ameliyata devam etmediniz diye.

Dava başlar. Hakim sorar. Baba anlatır. Hakim sorar. Doktor savunur. Der ki biz yapacaktık ameliyatı fakat anne onamını geri çekti hukuken bir çocuğun ameliyat edilebilmesi için iki vasisininde onayı gerekmektedir. Babadan karaciğeri alsak ne olacak çocuğa nakledemedikten sonra. Hakim dinler. Düşünür. Anneyi çağırır. Anne der ki evet ben onayımı geri çektim çünkü kocamın ailesi orada beni tehdit ettiler, öldüreceklerini söylediler bende korktum baskı altında hissettim. Bu hissiyatla onayımı geri aldım. Doktor neden benim bu kararı hiç bir baskı altında kalmadan verdiğimi sorgulamadı. Neden psikiyatri uzmanından konsultasyon istemedi benim verdiğim kararın geçerli olmadığına dair. Doktorlar bilmiyorlar mıydı çocuğum uyanır uyanmaz ölecekti, ben çocuğumun aleyhine bir karar verdiğim için benim vasiyetim geçersiz olacaktı eğer hemen nöbetçi savcıyı arayıp çocuğun vasiyetini savcını üzerine aldırsalardı…

Mahkeme hala devam ediyor.

1. Anneye bu lafları söyleten avukatın vicdanına kalmış doktorlar

2. Çocuğunun ölümüne sebep olduğu için derinden vicdan azabı duyan ama içini rahatlatmak tüm suçun doktorlarda olduğunu söyleyip kocasıyla arasını düzeltmeye çalışan bir anne

3. Herşeyini kaybetmiş bu yüzden doktorlara, karısına, ailesine ve tüm dünyaya küsmüş bir baba.

4. Bencilce bir karar verip edepsizce davranan saygısız sülale

Bu gerçek hikayede sizce suçlu kim?

Kimi yargılamalı?

Biz olsak ne yapardık?

Mahkeme ne karar verirse versin hiç ama hiç unutmayacağım tek şey ortada masum bir çocuğun ölümü olduğu.

Vicdansız insanların yaptıklarının bedelini ödeyen bir çocuk…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s