Steelheart, Brandon Sanderson

Tereddütle aldığım bir kitabın kendine hayran bırakması hakkında bir yazı olacak birazdan yazacaklarım. Bir dostumla kendimize kitaplar belirleyip aynı anda okuma gibi projelerimiz sonucu ağımıza takılan, ikimizinde bilmediği, yazarın başka kitaplarını da okumadığımız fakat fantastik bilim kurguya duyduğumuz abartılı merak ile almayı gözümüzün yediği bir kitaptı. Bu vesileyle aldık, okuduk, ikimizde bayıldık. Tabi okumaya önce

Az Önce Bir Çocuk Geçti

dün güneş üstüne doğdu gelecekte batacak üstüne hatırlanmayan bir anı kalacak geçmişin gündüzünde az önce bir çocuk geçti ellerinde inciler boncuklar döke saça gitti bir anne seslendi arkasından bir araya gelse Dünyanın tüm sevgileri etmezdi bir seslenişin eşdeğeri  az önce birilerinden ödünç aldım bilmediğin kelimelerin gizini az önce bir çocuk geçti yan sokaktan pencereye tünemiş

Düşünüşle Yaşayışımız Arasındaki Zaman Farkı Hastalığı

“İyi misin?” diye sorma çünkü “Hiç iyi değilim” Bir gezginin aştığı dağlar, geçtiği denizler dile gelip hain bir sırıtışla en acı sözleri yüreğinde seyahat eden çocuklara mızrak misali saplaması gibi, bir hocanın ilim deryasından bir damla, aşk semalarından bir nefes, Hak yolundan bir toz vermeyi istediği talebesinin vefasızlık ve zalimlik arasında gidip gelen hali gibi…

(Masum) Dorian Gray’in (Ruhunu Şeytana Satmış) Portresi

Klasikler candır. Arada bir baştan okumak gerekir. Ama bu kitap tekrar okuyacağım klasikler arasına girmiyor ne yazık ki. Açıkçası klasikler hakkında şurası şöyle burası böyle diye eleştiri yapmaya yetecek bilgi düzeyine sahip değilim, sahip olsam bile gerek yok. İnsanlar yeterince konuşuyor zaten. Çevirisi de hoş idi. Birkaç yerinde sadece saçma bir ifade kullanılmış. Can yayınlarını

Camime Dokunmayın!

Tarihî Eserlere İlgi, Sevgi ve Saygı İlim ve Sanat, III, 17 (1987)  Ülkemiz, insanlığın, tarihin ve medeniyetlerin beşiği olan bir coğrafî bölgededir. Maddî, mânevî, kültürel ve turistik değerlerine paha biçilemeyecek olan tarihi hazinelere sahibiz. Bunları iyi tanımalı ve titizlikle korumalıyız. Halkımıza ve yeni nesillere, tarihî ilgi, sevgi ve saygısını kuvvetli bir şekilde aşılamamız şarttır. Ülkemizdeki

Benim Okyanusum

Bir okyanus görmüştüm rüyamda Günlerden bir gün Gecelerden en uzunu Saatlerden en saçmasıydı Okyanusları herkes sever Berrak mavi suları Rengârenk balıkları Ufak tefek adaları Tertemiz kumları Hayallerde canlanırken Benim okyanusum sadece karanlıktır Mavinin en koyusu Işıkların en karanlığı Gecenin en kuytu köşesi Gündüzün en kısası Derinlere gittikçe kaybolup Boşlukta gibi hissedersin Bir kere düşsen bir

The Ark, Kaçış, Yokoluş ve Umut

Life’s but a walking shadow, A poor player,  that struts and frets his hour upon the stage, And then is heard no more; it is tale told by an idiot, full of sound and fury, signifying nothing.   Ömür bir yürür gölge; zavallı bir kukla ki sahnede salınıp çırpınarak saatini dolduruyor, sonra bir daha adı